| Edebiyat Sahili »EDEBİYAT AJANDASI »Türk Edebiyatı » Edebiyat |
| Türk Edebiyatı Türk Edebiyatı Geniş Arşiv |
![]() |
|
|
Seçenekler | Stil |
|
|
#11 | |||||||||
|
Admin
Üyelik tarihi: Sep 2009
Mesajlar: 3.180
Level: 43 [ Paylaşım: 1450 / 1611 Thanks: 480
Thanked 164 Times in 145 Posts
Tecrübe Puanı: 10
![]() |
![]() Mektubuna senin sırayı güderek cevap vereceğim. Uyandırılmış Toprak, roman ve sanat eseri olarak, elbette ki, Gogol, Tolstoy, Balzac filan gibi büyüklerden sonra okunursa ve onlarla ölçülürse bir hayli acemi kalır. Hatta ondan bir gömlek daha kuvvetli olan Sakin Don Üzerinde romanı bile böyledir. Fakat Şolohof'da, bütün şartları göz önünde tutulursa, yeni ve büyük sosyalist edebiyatına ilk defa getirdiği bir realizm cesareti var ki, bence onun bu edebiyatta şimdilik yaptığı en büyük başarı budur. Yoksa romancı kültürü bakımından Aleksi Tolstoy ve Ehrenburg'la da hâlâ övünülemez. Ama dediğim gibi, bu mukayesede de bir hal var ki Şolohof'un lehinedir: Gerek Aleksi Tolstoy, gerekse Ehrenburg, tabir caizse, münevverlik tabakasından gelen büyük romancıların, büyük Tolstoy'un, Dostoyevski'nin, Gogol'ün, Balzac'ın filan ilk göbekte inen mirasçılarıdır ve onların bütün nakise ve meziyetlerini tevarüs etmişlerdir. Halbuki Şolohof bu büyük münevver romancı neslinin mirasını elbette ki kullanmakla beraber, hatta bazen bunu beceriksizce kullandığı halde, esas itibariyle yeni sosyalist şeraitindeki, tabir caizse, insanın, halkın ve hatta sosyalist köylü ve amelenin içinden çıkmadır. Bu bakımdan onun sosyalist edebiyatındaki rolü bence çok mühimdir. London'da iki taraf var: Şehvetle kadın etini ve içkiyi sevmesinden başlayarak sensüaliteye olan dehşetli bağlılığı ve zaman zaman burdan gelen reybilik ve diğer taraftan yeni bir insan dünyasına inanışı. Bu iki taraf onda boyuna çarpışıyor. Ve sosyal şartları, o muazzam ve benim bütün kusurlarıyla pek çok sevdiğim yazıcıyı bir tereddütlü çıkmaza sokuyor. London hakkında Sinclair'in Altın Zincir isimli kitabında çok enteresan bir etüt okumuştum. Roman bahsine tekrar dönmek lüzumsuz. Yalnız Nurullah Ataç'ın Gorki için söylediklerini asla kabul etmiyorum. Bilakis, Gorki insanlar yaşadıkça yaşayacaktır. Çünkü yeryüzünün en büyük şairidir. Ama Nurullah, Gorki'yi bildiğimiz manada roman ölçüsüne vurmuşsa kabahat kendinde. Gorki'ye romancı demek Marx'a sadece iktisatçı demek kadar gülünçtür. Bu bahsi de uzatmakta mana yok. En büyük şair, ressam ve musikişinas ve kavga adamı Gorki'yi bir Balzac, bir Tolstoy ve bir Dostoyevski filan gibi romancı ölçüsüyle ölçmek ve öylece hüküm vermek eşekliğin dik âlâsı olur. Sana bir şey söyleyeyim mi, Kemal, roman hakkında filân kâfi derecede konuştuk, lütfen otur ve yaz. Sana söz veriyorum ki iyi ve mükemmel yazacaksın. İngiliz romanı hakkında benim şöyle bir kanaatim var: Epeyce okudum; bana sorarsan, ana hattında Ingiliz romanı Dickens vesaire gibi mümessilleriyle küçük burjuva lirizmini, küçük burjuva yumuşak soyundan tenkidci anarşizmini ve küçük burjuva santimantalizmini realizmin potasında eritmeye çalışarak büyük ve bazen göz yaşartacak eserler vermiştir. Ama, ne bileyim, bazen bu santimantalizm ve bazen dört başı mamur fıkracılık bu çeşit romanın zaafı, darlığı ve sadece romandan başka şey olmaması keyfiyetini doğuruyor. Kipling gibi mümessilleriyle Ingiliz romanı ise 'Ingiliz Imparatorluğu gibi mazbut' daha doğrusu dışından mazbut ve şahane bir şeydir. Ama ben Ingiliz romanında, hatta Amerikan romanlarında olduğu kadar, büyük insan meselelerini cesaretle işleyen bir örnek görmedim. Bak Ingiliz tiyatrosu başka. Hatta Ingiliz şiiri de öyle. Tiyatrosu da, şiiri de elbette ki Halide Edip ve Nurullah Ataç'ın hudutlarını aşan bir şey, ama romanı, ana hatlarında tam bu bayla bu bayanın anlayacakları soydan. Sana on beş lira yolladıktan sonra, derhal bir on lira daha gönderdim. Alınca bildir. Bayram ertesi yine para yollarım. Tercüme işinden para alamadık, ama tezgâhlar biraz işledi. Af meselesi hakkında Sefer'e söyleyecek sözüm kalmadı sanıyorum. Meclis 1 Teşrinisanide toplandığına ve bir af layihası yapılacağı söylendiğine göre, af yok. Ama belki başka bir vesileyle bir şeyler yaparlar, orasını bilmem. Sefer'e böyle hiç istemediği bir haberi verdiğim için çok müteessirim. Piraye'den mektup aldım. Sana çok selam ediyor. Onun da başında bir dert var: Bizim kız, istemediği, yani Piraye'nin beğenmediği bir delikanlıya varıyormuş. Üzüntü içinde. Elimden geldiği kadar bunun o kadar da haiz-i ehemmiyet olmadığını anlatmaya çalıştım. Kaynana damat nasıl olsa anlaşırlar. Yani yakında, Piraye nine, ben dede olabilirim. Seni hasretle kucaklar arkadaşlarına selam ederim. Nazım Hikmet RAN Kemal Tahir'e Mapusaneden Mektuplar (Adam Yayınları) |
|||||||||
![]() |
|
|
|
#12 | |||||||||
|
Admin
Üyelik tarihi: Sep 2009
Mesajlar: 3.180
Level: 43 [ Paylaşım: 1450 / 1611 Thanks: 480
Thanked 164 Times in 145 Posts
Tecrübe Puanı: 10
![]() |
Mathers ve Gizli Üstadlar
Yazan Jean-Pascal Ruggiu & Nicolas Tereshchenko Mathers'ler 1892 yılında Londra'yı terk ederek Paris'e yerleştiler ve 1918 yılındaki S.L.MacGregor Mathers'in ölümüne dek bu şehirde oturdular. Mather'in Fransa'da kalmasının birkaç nedeni vardı: - En başta, maddi nedenler vardı: Annie Horniman'in babasıyla tartıştıktan sonra, Mathers 1891 yılında Horniman Müzesinde müdürlük işinden ve ona bağlı olarak lojman olarak kaldığı Stent Lodge, Forest Hill'deki evden ayrılmak zorunda kaldı. - İkinci neden ise, kişisel ve aileviydi: karısı Moïna Paris'te resim kariyerini devam etmek ve bazı yardımlar istediği kardeşi ünlü felsefe doktoru Henri Bergson'e yakın olmak istemişti. - Üçüncü nedeni finansaldı: Moïna mektupların birinde belirttiği gibi Paris'te o sıralarda maddi açıdan yaşam Londra'dakinden daha uygundu. - Dördüncüsü ezoterik nedenlerdi: O güzel zamanlarda Paris okültizmin başkentiydi. Bunun haricinde Moïna kocasının Üstatlarından ökült faaliyetlerini Paris'e taşıma emrini aldığını belirtmişti (S.L.Mathers'in "The Kabbalah Unveiled" July 1926, dördüncü baskısına önsözü). Bu son nokta Mathers'in sürekli söz ettiği ünlü "Üçüncü Cemiyetin Gizli Üstadları"nın kimliklerini gündeme getiriyor. Mathers, Temmuz 1891 tarihinde Paris'e ilk seyahatinde Westcott'a yazdığı mektupta: "Frater Lux Ex Tenebris ve diğer (gizli) Üstatlarla temasta olduğunu belirti". Mathers her zaman 1891 son baharında Rosae Rubeae & Aureae Crucis'in İç Cemiyetlerin birinden Frater Lux Ex Tenebris adı altında bir üyesinden ders ve Ritüeller aldığını iddia ederdi. 1900 yıllı civarında Altın Şafak üyeleri, ünlü Frater Lux Ex Tenebris'in, Dr. Thiessen adında Martinist Order/Cemiyetinin yüksek dereceli bir üyesi ve Leige'de oturan bir Belçikalı olduğunu inanırlardı. Yaptığımız araştırmaya göre, Dr. Thiessen'in Antwerpen'li ilahiyatçı Antoine Thys'in torunu olabilir. Belçikalı tarihçisi Charles Rahlenbeck inanırsak Thys, 1615 yılında Kont Maurice de Hesse-Cassel tarafında kurulan Gül+Haç de Cassel bölümüne üyeydi. Rahlenbeck'in bu incelemesi Brüksel, Belçika'da 1888 yılında yürütülen Uluslararası Gül+Haç (Rose+Croix) Masonları Konferansında sunulmuştu. Mathers ve Westcott Framason oluşlarından ve Societas Rosicruciana In Anglia'nın yüksek dereceli üyeleri olarak ünlü Uluslararası Gül+Haç Masonları Konferansını bilmeleri gerekir. İlginçtir ki, konferansın yer aldığı 1888 yılı, sadece Altın Şafak'ın kuruluş yılı değil, aynı zamanda Fransa'da Martinist Order/Cemiyeti ve Rose+Croix Kabbalistique Order/Cemiyetinin kuruluş yıllarıydı. 1888 yılı rasgele seçilmemişti, çünkü 1777 yılında derece sistemi yenilenen (S.R.I.A. ve Altın Şafak'ın uyarladığı dereceler) Altın Gül-Haç Kardeşliğin 111 yıllık bir devinimine tekabül eder. Birçok yazarın Mathers'in ünlü Üçüncü Cemiyetin Gizli Üstadları ile temaslarını müphem gözüyle bakmışsa da, Altın Gül+Haçtan bir inisiyetik bir aktarım aldığına dair kanıtı R.R.&.A.C. Cemiyetinin bazı ritüellerinde görüyoruz. R.R.&.A.C. Cemiyetinin birkaç ritüeli (örneğin: Kabalistik Haç Ritüeli, Orta Sütun Ritüeli ve Adeptus Minor Majikal Aletleri Kutsama Ritüelleri) Altın Gül+Haç Cemiyetinin son derece gizli bir belgesinin başlangıç noktası olarak elle almaktadır; şimdiye dek basılanlardan farklı VIIème Livre de Moïse'nin (Hz. Musa'nın Yedinci Kitabı) ezoterik bir eleştirisidir. Bu belgenin başlığı "Das VII Buch Mosis"dir (Wittenberg, Anno 1505). VIIème Livre de Moïse başlıklı gizli belgenin 1505 tarihli olmasına rağmen, 1785 yılında Asya Kardeşleri (Asiatic Brethren) tarafından değiştirildiği kesindir, çünkü Sabatay Sevi ekolünden etkilendiği bellidir. Asya Kardeşleri Alman Gül+Haçın Kabalistik dalı özelliklerini taşıyordu, çünkü üyeleri arasında Sabatay Sevi'nin Polonyalı Kabalistik Ekolüne mensup Yahudileri kabul ediyordu. Birçok tarihçinin iddia ettiklerine aksi olarak Asya Kardeşlerinin 1800 civarlarında yok olmadığını, ama 1817'de İngiliz Büyük Locası tarafından tanınan Frankfurt-am-Main'de l'Aurore Naissante ("Doğan Şafak") Masonik Cemiyeti olarak devam ettiğini görüyoruz. Kenneth MacKenzie (Altın Şafak şifre el yazmasının yazarı) mutlaka l'Aurore Naissante Cemiyetini biliyordu, çünkü gençliğine Vienna, Avusturya'da, bir zamanlar Avusturya'nın Paris Büyük Elçisi olan Kont Apponyi tarafından Gül+Haç cemiyetine inisiye olduğunu iddia etmişti. Ancak, yaklaşık olarak 1840 yılında MacKenzie'nin Vienna'da bulunduğu zaman, Gül+Haç cemiyetinin tek ayakta kalan dalı Frankfurt-am-Main'de l'Aurore Naissante Masonik Cemiyeti altında korunan Asya Kardeşlerinkiydi. Zaten bu şehirde Gül+Haç Cemiyetinin dereceleri ve ritüelleri 1777 yılında reform görmüştü. MacKenzie Asya Kardeşlerinin Kabalistik derslerini bir başlangıç noktası alarak Altın Şafak ritüelleri yarattı. Altın Şafak Kabalistik sistemi ve Asya Kardeşleri Kabalası ile VIIème Livre de Moïse arasında birçok benzer nokta vardır. Ancak, bu kitabın gizli yorumu esas Gül+Haç Cemiyetinin Magister Templi derecesinin Teurji Ritüellerinin bir ksımını açıklıyor. Bu ritüeller her zaman gizli olduğundan ve bunlar sadece halen mevcut olan Gül+Haç İç Cemiyetinin yetkisiyle inisiyasyon aktarımı ile devredileceği için, bu bize göre Mathers'in inisiyasyon aktarımı aldığına dair resmi kanıt oluşturmaktadır. Ayrıca onun Alman Gül+Haç Cemiyetinden simya el yazmaları (örneğin: "Sigillum Secretorum Magnalia Dei Optimi Maximi") aldığını biliyoruz, çünkü elimizde bunların kendi elliyle tercüme edilmiş ve yazılmış suretleri vardır. Onun, VIIème Livre de Moïse'in gilzi Kabalistk yorumunu Martinist Cemiyetinden alabilmiş olması olası dışı değildir, çünkü Hirschfeld ve Joseph Molitor gibi l'Aurore Naissante Cemiyetinin başkanları (Asya Kardeşleri Synédrion'ün bütün üyeleri) Strasbourg'de Yenilenmiş İskoç Riti (Order of the Rectified Scottish Rite) aracılığı ile Louis Claude de Saint Martin ve Rodolphe de Salzmann gibi ilk Martinistler ile temas halindeydiler. VIIème Livre de Moïse'nin kabalistik tefsirini saran sırlar, onun Sabatay Sevi'nin kabalistik ekolünden gelen "Tantrik" veya cinsel ritüeller içermesinden dolayıdır. Amerikan Mabetler ve esas Alpha Omega Cemiyeti arasındaki mektuplarda bulanan bazı ibarelerden anlıyoruz ki Mathers, Adeptus Exemptus Derecesinde olanlara (ayrıca "İç Simya" olarak da bilinen) bu tür dersleri aktarılmıştı ve tepkileri onların cemiyetten istifa etmelerine neden olmuştu. Zira, onların çoğu aynı zamanda cinsel perhiz ve iffete önem veren Teosofi Cemiyetine üyesiydiler ve "gayri-saf" olarak nitelendirdikleri bu öğretileri şok edici bir skandal olarak değerlendirmişler. Bütün bunlar her açıdan hiç şüphe götürmeyecek bir şekilde gösteriyor ki, Mathers Gül+Haç Kardeşlerinin veya Asya Kardeşlerinin Simya Külliyatı dahil Magister Templi derecesinin Corpus Hermeticum'nın (Hermetik Külliyatı) çoğunu almıştı, ancak tamamını değil. Zira, sadece Magus derecesine vakıf kişiler "Thesaurus Thesaurorum A Fraternitate Rosae Et Aureae Crucis Testamento" (1580) adlı bir eserin içeriği simya ve teürji külliyatının tamamına sahip olabilir. Kısacası, şüphe götürmeyecek şekilde bildiğimiz şey, Rosae Rubeae & Aureae Crucis İçsel Cemiyetlerinin belgeleri son derece gizli Alman Gül+Haç Kardeşliğinin Magister Templi derecesi belgelerinden gelmiş olmasıdır. Bu belgelerin son derece gizli içeriği bize aktarılmış olmasından bunun kanıtına sahibiz, ancak (bu bilgiler Gül+Haç'ın İç Kolejinin yemini altında verildiği için) onları yayınlayamayız. Ancak, R.R.&.A.C Cemiyetinin Adeptus Exemptus 7°= 4° derecesine inisiye olan üyelere (kendi sorumluluğumuz altında) onları iletmek yetkisine sahibiz. Şimdiye dek, onları bu dereceye vakıf Amerika'da Alpha Omega Cemiyetinin Amerikan dalının bir kısmından sorumlu sadece bir kişiye devredebildik. Mathers ayrıca Gizli Üstatlardan birinin "Frater Lux Ex Septentriones" mistik adıyla temsil ettiği Paris'te oturan İskoç asılı bir Fransız İnisiye olduğunu iddia etmişti. Bu inisiye belki de halen Fransa'da soyundan torunları bulunan Stuart ailesine akrabalığı olabilir. Zira Mathers Beyaz Gül Cemiyeti ("The White Rose Society") adında Jakobit bir örgüte üyeydi.
|
|||||||||
![]() |
|
![]() |
| Bookmarks |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Edebiyat Sanatı | admin | Edebiyat Sanatı | 0 | 10-27-2009 22:36 |
| Edebiyat Nedir? | admin | Türk Edebiyatı | 0 | 10-27-2009 22:35 |
| Sözlü Edebiyat Dönemi | kitapaşığı | İslamiyetten Önceki Türk Edebiyatı | 0 | 09-17-2009 00:51 |
| Yazılı Edebiyat Dönemi | kitapaşığı | İslamiyetten Önceki Türk Edebiyatı | 0 | 09-17-2009 00:33 |
| Fantastik Edebiyat Akımı | admin | Fantastik Dünya Edebiyatı | 0 | 09-16-2009 14:15 |