Edebiyat Sahili »SANAT SOKAĞI »Sanat Tarihi »Mimari »Antik Mimari » Antalya Tarihi Yerler
Cevapla
 
Seçenekler Stil
[center]
MSN Durumu:
[/center]
Alt 09-11-2009   #1
admin
Admin
Üyelik tarihi: Sep 2009
Mesajlar: 3.180

Level: 43 [♥ Webci><img src=Paylaşım: 1450 / 1611
** **** **
Güç: 1060 / 3099
** **** **
Tecrübe: 96%
** **** **

Thanks: 480
Thanked 164 Times in 145 Posts
Tecrübe Puanı: 10 admin is infamous around these parts
Standart Antalya Tarihi Yerler

Perge Sütunlu Cadde




PERGE Anıtsal Kapı


Side Apollon Tapınağı




Manavgat Selge Tiyatrosu


Perge Tiyatro




Manavgat Seleukia


Perge Tiyatrosu



Aspendos Tiyatrosu


Myra Tiyatrosu




Manavgat Beşkonak Olukköprü


Perge




Alanya Tersane




Damlataş Mağarası






Kaleiçi




Demre Üçağız


Demre Myra Kaya Mezarları






Karain Mağarası




Aspendos Su Kemeri




Demre Çayağzı


Aspendos Antik Kenti




Xanthos








Hadrianus Kapısı

Bayadmin isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
[center]
MSN Durumu:
[/center]
Alt 09-26-2009   #2
bülentaydın
Senarist
Üyelik tarihi: Sep 2009
Mesajlar: 900

Level: 26 [♥ Webci><img src=Paylaşım: 128 / 644
** **** **
Güç: 300 / 1860
** **** **
Tecrübe: 78%
** **** **

Thanks: 328
Thanked 82 Times in 69 Posts
Tecrübe Puanı: 10 bülentaydın has much to be proud ofbülentaydın has much to be proud ofbülentaydın has much to be proud ofbülentaydın has much to be proud ofbülentaydın has much to be proud ofbülentaydın has much to be proud ofbülentaydın has much to be proud ofbülentaydın has much to be proud of
Standart Antalya

























Baybülentaydın isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
[center]
MSN Durumu:
[/center]
Alt 10-13-2009   #3
admin
Admin
Üyelik tarihi: Sep 2009
Mesajlar: 3.180

Level: 43 [♥ Webci><img src=Paylaşım: 1450 / 1611
** **** **
Güç: 1060 / 3099
** **** **
Tecrübe: 96%
** **** **

Thanks: 480
Thanked 164 Times in 145 Posts
Tecrübe Puanı: 10 admin is infamous around these parts
Standart Antalya Tarihi Eserler Ve Turistik Yerler



Antalya tarihi eserler bakımından çok zengindir. Bu tarihi eserler eski devirler, Selçuklu ve Osmanlı eserleri olarak sınıflandırılır. Alanya Kalesi: Kale mimarisinin bir şaheseridir. Deniz kıyısında bir kartal yuvasını andırır. Eski devirlerden kalma bir kalenin yerinde Selçuklu Sultanı Alaeddin Keykubad yaptırmıştır. Bu yüzden Alaiye Kalesi adıyla da anılır. 1955’de tamir gören kalenin içinde bir cami, bir bedesten, Akşebe Sultan Tekkesi, Aya Yorgi Kilisesi ve tepenin en yüksek kısmın
Antalya Tarihi Eserler Ve Turistik Yerler hakkında ansiklopedik bilgi


Antalya tarihi eserler bakımından çok zengindir. Bu tarihi eserler eski devirler, Selçuklu ve Osmanlı eserleri olarak sınıflandırılır.

Alanya Kalesi: Kale mimarisinin bir şaheseridir. Deniz kıyısında bir kartal yuvasını andırır. Eski devirlerden kalma bir kalenin yerinde Selçuklu Sultanı Alaeddin Keykubad yaptırmıştır. Bu yüzden Alaiye Kalesi adıyla da anılır. 1955’de tamir gören kalenin içinde bir cami, bir bedesten, Akşebe Sultan Tekkesi, Aya Yorgi Kilisesi ve tepenin en yüksek kısmında bir saray bulunmaktadır.

Alara Kalesi: Antalya-Alanya yolu üzerinde, Alara çayı yanında tek bir tepe üzerinde kurulmuştur. Kıyıdan 10 km kadar içeridedir.

Kızıl Kule: 1225’de Selçuklu Sultanı Alaeddin Keykubad kale burcu olarak yaptırmıştır. Sanat değeri çok yüksektir. Sinop Kalesini yapan mimar Kettari Reha oğlu Ebi Ali tarafından yapılmıştır. Alanya'da olan kule beş katlıdır. Her yönü 12,5 m olarak 8 köşelidir. İki katı kırmızımtrak taştan, diğer katlar kırmızı tuğladan yapılmıştır. Her yüzde gözetleme yeri, mazgallar, zift ve haşlama delikleri vardır.

Yivli Minare Camii: 1238’de yaptırılmıştır. Selçuklu devrinin bir şaheseridir. Antalya’nın sembolüdür. Minarenin alt kısmı taştan ve kare şeklindedir. Üst kısmı yuvarlak ve yivli olup, tuğladan yapılmıştır. Caminin üst kısmı mavi çinilerle kaplıdır. Caminin yanında mevlevihane, medrese ve iki türbe ile bir külliye vardır. Cami, etnoğrafya müzesi olarak kullanılmaktadır.

Ahi Yusuf Mescidi: 1249’da Ahi Yusuf adına yaptırılmıştır. Kesme taştan yapılmış olan mescid, kare biçimindedir. Mescidin yanında Ahi Yusuf’un türbesi vardır.

Bali Bey Camii: Sultan İkinci Bayezid devri vezirlerinden Bali Bey tarafından yaptırılmıştır. Sekizgen kasnak üzerinde büyük bir kubbesi vardır.

Korkut Camii: Kesik Minare, Cumanun Camii, Cihannüma Camii ve Cami-i Kebir de denilir. Beşinci asırda Panaghia Kilisesi olarak yapılmıştır. Sultan İkinci Bayezid’in oğlu Sultan Korkut tarafından camiye çevrilmiştir. 1869’da bir yangın sonucu yıkılmıştır.

Mehmed Paşa Camii: 1593-1607 tarihleri arasında Tekeli Mehmed Paşa tarafından yaptırılmıştır. Duvarlar küfeki taşındandır. Üç kapısı vardır. 1866 ve 1926 yıllarında iki defa tamir görmüştür.

Emir Bedreddin Camii: Selçuklu devrine ait ahşap bir camidir. Andızlı Camii de denir. Alanya’dadır.

Müsellim Camii: 1796’da Hacı Osmanoğlu Hacı Mehmed Ağa tarafından yaptırılmıştır. Caminin dış pencere alınlıkları ile içte kubbe kasnağına kadar olan bölüm mavi-beyaz Kütahya çinileriyle, mihrabı yeşil sırlı çinilerle kaplıdır.

Murad Paşa Camii: 1570’te Kuyucu Murad Paşa tarafından yaptırılmıştır. Minaresi iki şerefelidir. Yan duvarları İznik çinileriyle süslüdür.

Ömer Paşa Camii: Elmalı ilçesindedir. Kitapçı Ömer Paşa tarafından 1608’de yaptırılmıştır. 1870 ve 1955’te tamir görmüştür.

Kale Camii: Alanya’da Sultan Alaeddin Keykubad zamanında yapılmıştır. 1530-1566 seneleri arasında eski temeller üzerinde Kanuni Sultan Süleyman tarafından yeniden yapıldığı için Sultan Süleyman Camii ismi ile de anılır.

Karatay Medresesi: 1250’de Celaleddin Karatay tarafından yaptırılmıştır. Yapı, mihrabı sebebiyle Karatay Camii ayrıca Darüssüleha isimleri ile de anılır.

Ulu Cami Medresesi: Kimin tarafından ve ne zaman yapıldığı bilinmemektedir. Halk arasında imaret olarak bilinir.

Atabey Armağan Medresesi: 1239’da Atabey Armağan tarafından yaptırılmıştır. Günümüzde sadece girişin alt bölümü kalmıştır.

Emir Sinaneddin Medresesi: 1319’da Hamidoğullarından Emir Sinaneddin tarafından Korkuteli yakınlarında yaptırılmıştır. Kesme taştan ve iki katlıdır.

Şadırvanlı Medrese: Elmalı’da olup, on dokuzuncu asır başlarında yapılmıştır. Günümüzde kütüphane olarak kullanılmaktadır.

Evdir Han: Korkuteli yakınında, Selçuklu Sultanı Birinci İzzeddin Keykavus tarafından yaptırılmıştır.

Alara Han: Alanya-Konya karayolu üzerinde Selçuklu devrinin en güzel kervansaraylarındandır. 1231’de Alaeddin Keykubad tarafından yaptırılmıştır.

Kırkgöz Han: Sultan İkinci Gıyaseddin Keyhüsrev tarafından yaptırılmıştır. Antalya-Burdur yolu üzerindedir.

Şaropsa Han: Antalya-Alanya yolu üzerindedir. Sultan Gıyaseddin Keyhüsrev zamanında yaptırılmıştır. Zengin süslemeleri olmayan bir yapıdır.

Deniz Feneri: Nevşehirli Damad İbrahim Paşa’nın 1720’de yaptırdığı bu fener Alanya’da bir tepe üzerindedir. Akdeniz’deki gemilere uzun seneler yol göstermiştir.

Tekelioğlu Kütüphanesi: Tarihi bir eser olup, içinde çok kıymetli el yazması eserler vardır.

Bedesten: Selçuklu tuğlasıyla yapılmıştır. Alanya Kalesi’nin malzeme deposu olarak kullanılmıştır. 38x36 metre ebadında bir avluya bakan 26 oda vardır.

Selçuklu Tersanesi: Alanya’dadır. Selçuklular tarafından gemi inşaası için yapılmıştır. Beş büyük gözlüdür. 700 senelik olmasına rağmen kale içinde büyük yelkenli gemiler yapılmaktadır.

Antalya Bölge Müzesi: 1923’te kurulmuş ve 1972’de yeni binasına taşınmıştır. Tarih ve tarih öncesi devirlere ait kıymetli eserlerle doludur.

Kara İn: Yağça köyündedir. 1894 senesinden bu yana yapılan araştırmalara göre eski devirleri aydınlatan, bunun gibi zengin bir mağara, dünyanın hiçbir yerinde yoktur. Burada 50 bin sene öncesine ait eşyalar bulunmuştur.

Perge: Antalya yakınındadır. M.Ö. 7. asırda kurulmuş eski bir şehirdir. Stadyum ile tiyatrosu oldukça büyüktür. Stadyumu 27.000 kişiliktir. Perge’nin tarihte önemli bir yeri vardır. Ticaret yolu üzerinde idi. 1207’de Selçuklu Sultanı Birinci Gıyaseddin Keyhüsrev feth etmiştir.

Aspendos (Belkıs): Antalya’nın 48 km doğusundadır. Roma İmparatoru Antonius tarafından M.Ö. ikinci asırda yaptırılan 20.000 kişilik tiyatrosu meşhurdur. Dünyada, günümüze kadar en iyi korunmuş tiyatrodur. O zamanlar bir sahil şehri idi. Bu tiyatroya Belkıs (Balkız) Tiyatrosu da denir. Su kemerleri ve binaları dikkat çekicidir.

Side: M.Ö. 7. asra ait bir şehirdir. 20.000 kişilik tiyatrosu, pazarı (agora) ve çeşitli heykelleri meşhurdur. Side kelimesi nar manasına gelir. Resim ve figürlerde nar resmine çok rastlanır. Eski Yunanca’da side (nar) kelimesi yoktur. Side şehrini eski Yunanlılardan önceki kavimler kurmuştur. Side müzesinde çok sayıda tarihi eser vardır. Şehrin giriş kapısı bulunmuştur. Surlar yıkıktır, ana cadde kalıntıları ve antik çağa ait iki ev ortaya çıkarılmıştır. Evler avlu etrafında ve zeminleri mermer döşelidir. Avlu ortasında sarnıç, kuyu ve havuz vardır. Side tiyatrosu Silyon, Perge ve Aspendos gibi yamaçlarda olmayan düz arazide kurulmuştur.

Termessos: Halen, Roma İmparatorluğu ve Bizans devrine ait kalıntılar ve tiyatrosu vardır.

Hadrianus Kapısı: Roma İmparatoru Hadrianus’un Antalya ziyaretinin hatırası olarak yapılmıştır. Mermerden yapılmış bir kapı olup şehir merkezindedir.

Altınkaya: Bu ilçede antik çağa ait 1500 kişilik tiyatro vardır.

Sillion Harabeleri: Serik ilçesindedir.

Elge (Zerk) Harabeleri: Serikte’dir. Dağ şehridir. Surları, stadyumu, tiyatro, tapınak ve su yolları ile mağaraları meşhurdur.

Termessos (Güllük): Gizli dağ yolları, dehlizler, 4200 kişilik tiyatro ve heykelleri meşhurdur.

Anvi Harabeleri: M.Ö. 9. asırda yaşayanların kalıntılarıdır.

Hıdırlık Kulesi: Romalılar tarafından “ışık kulesi” olarak yapılmıştır. 14 metre olup iki katlıdır.

Demre (Myra): Demre Çayı kenarındadır. M.Ö. 5. asırda kurulmuş olup bazı kalıntıları bulunmuştur.

Bağyaka (Limira): M.Ö. 7. asırda kurulmuş bir Lidya şehridir.

Kınık (Ksantos): Kaş ilçesi yakınlarındadır. M.Ö. 7. asra ait bir şehir kalıntısıdır.

Noel Baba: Hıristiyanlarca tanınan ve “Noel Baba” olarak isim yapan Saint Nicolas’ın Kaş’ın Gelemiş köyünde doğduğu, hatta yaşadığı kesin değildir. Bu hıristiyan din adamının, bu ilçede heykelinin dikilmesi hıristiyan emperyalizmine malzeme olmuştur. Çok sayıda hıristiyan Noel Baba’nın efsane olduğuna inanır.

Akseki’deki tarihi kalıntılar: Antik çağa ait şehirler, kale ve burçlar ile köprü ayaklarıdır.

Turistik yerleri: Antalya, Türkiye’nin ve dünyanın sayılı turizm merkezlerinden biridir. İklimi, lezzetli ve her mevsimde bulunan meyve ve sebzeleri, sahil ve ormanlarının şahane güzelliği, sahillerinde denize girilirken aynı anda dağlarında kış sporları yapılabilmesi ile turizme çok müsaittir. Kaş’tan Gazipaşa’ya kadar olan sahil şeridi turistik te'sislerle doludur.

Kaplıcalar ve içmeler:

Demre İçmesi: Kükürtlü olup mide ve bağırsak hastalıklarına iyi gelir.

Korkuteli İçmesi: Çeşitli hastalıklara karşı şifalı bir sudur.

Sarı Su İçmesi: Ilıca köyündedir. Karaciğer, mide, bağırsak ve safra kesesi rahatsızlıklarına iyi gelir.

Sınat Deresi Kaplıcası: 25 derecelik sıcaklıkta bir sudur. Çeşitli hastalıklara faydalıdır. Ilıca köyünün yakınlarındadır.

Milli parklar: Tabii güzelliklerin yaşaması için bazı yerler milli park olarak korunmaktadır. Köprülü Kanyon Milli Parkı 14 km uzunluğunda ve 100 m genişliğindedir. Bey Dağları Milli Parkı, Sahil Milli Parkı ve Termesses Milli Parkının tabii ve tarihi zenginlikleri muhafaza altına alınmıştır. Türkiye’nin en büyük parkı 170 bin metrekare olarak Antalya’da yapılmaktadır. Ulaş Dinlenme Parkı piknik için çok müsaittir.

Mağaralar: Antalya mağaralar bakımından çok zengin bir ilimizdir. ABD ve Yugoslavya mağara turizmi ile büyük gelir sağlamaktadır. Türkiye dünyàda en çok mağaraya sahip olan ülkedir. 40 bin mağaranın ancak 20 bini tesbit edilmiştir. Diğerlerine henüz ulaşılamamıştır. Antalya’da 20 mağara vardır.

Antalya mağaraları içinde göller, nehirler, uçurumlar, gözsüz balıklar, yarasalar ve çeşitli hayvanlar mevcuttur. Bazı mağaraların havası, bazısının çamuru veya suyu şifalıdır. Dolayısiyle çeşitli hastalıklara iyi gelmektedir.

Damlataş Mağarası: Sarkıtları bir harika olan Damlataş Mağarası, Alanya’dadır ve astım hastalığına iyi gelmektedir.

Antalya Mağarası: Alanya yakınındadır. İçinde kayıkla gezilir. Bir deniz mağarası olan bu fosforlu mağara, güneş ışınlarının yansıması ile çok güzel manzaralıdır.

Düdencik Mağarası: Akseki’dedir. Türkiye’nin en derin mağarasıdır. Uzunluğu 60 metredir.

Yoldağı Mağarası: Kalkan’dadır. 54 mağaradan meydana gelir.

Diğer mağaralar: Sakalsultan, Demirciler, Yalancı Dünya, Dumanlı, Kada İni, Öküz İni, Beldibi, Yoldağı ve Korsanlar mağaralarıdır. Bazılarında çok eski çağlara ait izler vardır.

Çağlayanlar: Antalya çağlayan ve şelaleler bakımından da oldukça zengindir. 60 metre yükseklikten dökülen Düden Çağlayanı ile Manavgat, Homa ve Uçarsu ve Kayabükü çağlayanları en meşhurlarıdır. Yedi oluklar mevkiinde 13 çağlayan vardır. Antalya’da toplam 29 çağlayan bulunmaktadır. Kadınyan uçurumu Antalya içindedir.

Deniz altı eserleri: Antalya, deniz altı eserleri bakımından da zengindir. Dünyanın bilinen en eski gemisi Kaş ile Keora köyü arasındaki Uluburun’da bulunmuştur. Finikelilere ait 3200 senelik bir teknedir. 40 m derinlikte olan bu gemi, Türk ve ABD’li deniz arkeologları tarafından incelenmektedir.

Yanartaş (Meşale) “Çıralı”: Olimpiyatlarda yakılan meşalenin başlangıcı sayılan bu alev, Finike’ye 7 km mesafede 350 m yükseklikte bir tepede binlerce seneden beri devamlı yanmaktadır. Tepenin bir yarığında yer altından gelen bu ateş hiç sönmemiştir. Çeşitli efsaneleri vardır.

Antalya evleri: Kaleiçi semtindeki evlerin aslına uygun restore ettirilip turistik mahiyette kullanılması planlanmaktadır. 20 ev, 115 yataklı konaklama tesisi haline getirilecektir.

Sarnıçlar: Alanya sarnıçlar şehridir. Kale evlerinde hala sarnıçlar vardır. Akşebe Mescidi ve Mecdüddir sarnıcı meşhurdur. Sarnıç, 20-22 m boyunda ve 13 m enindedir. Bugün bile kullanılmaktadır.

Alanya Müzesi: Çok zengin eserlere sahip bir müzedir.
Bayadmin isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
The Following User Says Thank You to admin For This Useful Post:
bülentaydın (11-04-2009)
[center]
MSN Durumu:
[/center]
Alt 11-23-2009   #4
admin
Admin
Üyelik tarihi: Sep 2009
Mesajlar: 3.180

Level: 43 [♥ Webci><img src=Paylaşım: 1450 / 1611
** **** **
Güç: 1060 / 3099
** **** **
Tecrübe: 96%
** **** **

Thanks: 480
Thanked 164 Times in 145 Posts
Tecrübe Puanı: 10 admin is infamous around these parts
Standart


































Bayadmin isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
[center]
MSN Durumu:
[/center]
Alt 11-26-2009   #5
admin
Admin
Üyelik tarihi: Sep 2009
Mesajlar: 3.180

Level: 43 [♥ Webci><img src=Paylaşım: 1450 / 1611
** **** **
Güç: 1060 / 3099
** **** **
Tecrübe: 96%
** **** **

Thanks: 480
Thanked 164 Times in 145 Posts
Tecrübe Puanı: 10 admin is infamous around these parts
Standart

Bayadmin isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
The Following User Says Thank You to admin For This Useful Post:
bülentaydın (12-10-2009)
[center]
MSN Durumu:
[/center]
Alt 11-29-2009   #6
admin
Admin
Üyelik tarihi: Sep 2009
Mesajlar: 3.180

Level: 43 [♥ Webci><img src=Paylaşım: 1450 / 1611
** **** **
Güç: 1060 / 3099
** **** **
Tecrübe: 96%
** **** **

Thanks: 480
Thanked 164 Times in 145 Posts
Tecrübe Puanı: 10 admin is infamous around these parts
Standart











Bayadmin isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
The Following User Says Thank You to admin For This Useful Post:
bülentaydın (12-10-2009)
[center]
MSN Durumu:
[/center]
Alt 12-04-2009   #7
admin
Admin
Üyelik tarihi: Sep 2009
Mesajlar: 3.180

Level: 43 [♥ Webci><img src=Paylaşım: 1450 / 1611
** **** **
Güç: 1060 / 3099
** **** **
Tecrübe: 96%
** **** **

Thanks: 480
Thanked 164 Times in 145 Posts
Tecrübe Puanı: 10 admin is infamous around these parts
Standart









Bayadmin isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
The Following User Says Thank You to admin For This Useful Post:
bülentaydın (12-10-2009)
[center]
MSN Durumu:
[/center]
Alt 01-17-2010   #8
bülentaydın
Senarist
Üyelik tarihi: Sep 2009
Mesajlar: 900

Level: 26 [♥ Webci><img src=Paylaşım: 128 / 644
** **** **
Güç: 300 / 1860
** **** **
Tecrübe: 78%
** **** **

Thanks: 328
Thanked 82 Times in 69 Posts
Tecrübe Puanı: 10 bülentaydın has much to be proud ofbülentaydın has much to be proud ofbülentaydın has much to be proud ofbülentaydın has much to be proud ofbülentaydın has much to be proud ofbülentaydın has much to be proud ofbülentaydın has much to be proud ofbülentaydın has much to be proud of
Standart Kilitya hotel hakkında

Otelimiz 1990 yılında KALE TURİZM SAN.TİC.İHR.İTH A.Ş.' nin sahipliğinde Türk turizmine hizmet etmeye başladı. Kurulduğu günden buyana siz değerli misafirlerimizin ve değerli acentalarımızın katkılarıyla her geçen gün kendini yenileyerek Doğu Akdenizde parlayan bir yıldız oldu.

Amacımız, Otelimize konuk olan misafirlerimize en iyi hizmeti vermek, onlara hayal ettikleri tatilleri sunmak ve kendilerini evlerinde gibi hissettirmektir. Kısacası ilkemiz AMATÖR RUHLA PROFOSYENEL HİZMETTİR.

Otelimiz Mersin iline bağlı Erdemli ilçesinin KIZKALESİ beldesinde hizmet vermektedir. Adana havaalanına 120 km (yolların tamamı otoyol ve duble yoldur) Mersin iline 60 km, Erdemli ve Silifke ilçelerine 25 km mesafededir.
6' sı KİNG suit (iki yatak odası+1oturma odası) ve 69 standart odadan oluşan Otelimiz denize sıfır olup KIZKALESİNE en hakim konumdadır.

Otelimiz web sitesinde KIZKALESİ ve ÖREN YERLERİ bölümünde anlatılan tüm tarihi yerler, inanç ve kültür merkezlerinin ortasındadır. Buralara turlar düzenlenmekte bu turlara katılarak tatilinizi sadece denize girmek ve dinlenmek değil doğa, deniz ve tarihi yerleri de gezerek ülkemizin keşfedilmemiş güzelliklerini inanç ve kültür hazinelerini de görerek daha da anlamlı hale getirebilirsiniz.

Sizleri doğu akdenizin parlayan yıldızı MERSİN KIZKALESİ'ne KİLİKYA HOTEL'e davet ederken, ülkemizde turizmin sadece Antalya'dan ibaret olmadığını görmenizi ve yaşamanızı diler saygılarımızı sunarız.

DÜŞLEYİN VE YAŞAYIN...

Baybülentaydın isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
[center]
MSN Durumu:
[/center]
Alt 01-17-2010   #9
bülentaydın
Senarist
Üyelik tarihi: Sep 2009
Mesajlar: 900

Level: 26 [♥ Webci><img src=Paylaşım: 128 / 644
** **** **
Güç: 300 / 1860
** **** **
Tecrübe: 78%
** **** **

Thanks: 328
Thanked 82 Times in 69 Posts
Tecrübe Puanı: 10 bülentaydın has much to be proud ofbülentaydın has much to be proud ofbülentaydın has much to be proud ofbülentaydın has much to be proud ofbülentaydın has much to be proud ofbülentaydın has much to be proud ofbülentaydın has much to be proud ofbülentaydın has much to be proud of
Standart Filed Under (Alanya) by admin on 26-01-2008



Alanya, doğal güzellikleri, uzun deniz mevsimi, tarih ve kültür hazineleri, spor ve eğlence etkinlikleriyle gerçek bir tatil cenneti olduğu kadar, konaklama ve ulaşım olanaklarıyla da Akdeniz kıyılarında hızla gelişen bir turizm merkezidir.
Yaklaşık yirmi yıl öncesine kadar birkaç bin nufüslu küçük bir kasabayken, bugün kıyı boyunca uzanan büyükçe bir kent görünümüne kavuşmuştur. İç ve dış turizmin bu gözde merkezi Nisan-Kasım ayları arasında öyle kalabalıklaşırki nüfusu iki üç katına çıkar. Çünkü tüm Antalya kıyılarında olduğu gibi Alanya’da da yılın sekiz ayı sıcak geçer ve Nisan-Kasım arasında deniz suyu sıcaklığı 20°C’ın altına düşmez.



Sakin bir tatil geçirmek isteyenler Alanya’nın denizi ve güneşiyle yetinerek bütün bir yılın yorgunluğunu üzerinden atabilirler. Kilometrelerce uzunluğundaki kumsalıyla ünlü olan Alanya’da kalabalıktan ve gürültüden uzakta denize girip güneşlenecek sakin bir köşe mutlaka bulursunuz.
Dinlenmeyi ve eğlenceyi bir arada yaşamak isteyenler için özellikle tatil köyleri ve beş yıldızlı oteller idealdir.
Öte yandan, spor yaparak dinlenmeyi sevenler ve bulundukları çevreyi karış karış dolaşmak isteyenler de Alanya’da gönüllerince bir tatil geçirebilirler.
Alanya, keşfetmekten büyük keyif alacağınız doğa güzellikleri, kültür değerleri ve çeşitli spor olanaklarıyla size unutamayacağınız bir tatil sunabilir.

Tarihi Yerler



ALANYA KALESİ

Surlarının uzunluğu 6.5 kilometreyi bulan Alanya Kalesi, denizden 250 metreye kadar yükselen yarımada üzerindedir… Kandeleri adıyla da bilinen Alanya yarımadasındaki yerleşim, Helenistik döneme kadar inmekle birlikte günümüze kalan tarihi dokusu 13. yüzyıl Selçuklu eseridir. Kale, 1221 yılında kenti alıp yeniden inşa ettiren Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat tarafından yaptırılmıştır. Kalenin 83 kulesi ve 140 burcu vardır. Ortaçağda surların içine yerleşmiş kentin su gereksinimi sağlamak üzere 400’e yakın sarnıç yapılmıştır. Sarnıçların bir kısmı günümüzde de kullanılmaktadır. Surlar, planlı bir şekilde Ehmedek, İçkale, Adam Atacağı, Cilvarda burnu üstü, Arap Evliyası Burcu ve Esat Burcu’nu inerek Tophane ve Tersane’yi geçip Kızılkule’de son bulacak şekilde inşa edilmiştir. Yarımadanın zirvesinde açık alan müzesi olarak değerlendirilen içkale bulunmaktadır. Sultan Alaaddin Keykubat sarayını burada yaptırmıştır… Kalede yerleşim günümüzde de sürmektedir. Ahşap ve kagir tarihi evlerin önünde tahta tezgahlarda ipek ve pamuklu dokuma yapılmakta, değişik figürlerde su kabakları boyanmakta, küçük bahçelerde otantik yemek servisi verilmektedir. Ayrıca kaleye çıkan yol üzerinde ve limana egemen yamaçlarında restoran ve kafeteryalar vardır. Kale taşıt trafiğine açıktır. Yürüyerek ise yaklaşık 1 saatte çıkılabilir.

KIZILKULE

Limandadır. Kentin sembolü olan sekizgen planlı yapı 13. yüzyıl Selçuklu eseridir. 1226 yılında Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat tarafından Sinop Kalesi’ni yapan Halepli yapı ustası Ebu Ali Reha el Kettani’ye yaptırılmıştır. İnşaat sırasında belli bir yükseklikten sonra taş blokları kaldırmak güç olduğu için üst kısmı pişmiş kırmızı tuğlalarla yapılmış ve bu nedenle Kızılkule adını almıştır. Kule duvarlarında antik çağdan kalma mermer bloklar görülmektedir. Sekizgen planlı ve her bir duvarı 12.5 metre genişliğinde olan kulenin yüksekliği 33 metre, çapı 29 metredir. İçinde zemin dahil beş kat vardır. Kulenin üstüne yüksek aralıklı ve 85 basamaklı taş merdivenle çıkılır. Kulenin tepeden aldığı güneş ışığı birinci kata kadar ulaşır. Kulenin ortasında bir sarnıç bulunur. Kule denizden gelecek saldırılara karşı limanı ve tersaneyi korumak amacıyla yapılmış ve yüzyıllar boyunca askeri amaçla kullanılmıştır. 1950’li yıllarda onarılan kule 1979 yılında ziyarete açılarak birinci katı Etnoğrafya Müzesi’ne dönüştürülmüştür.



TERSANE

Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat’ın kenti almasından altı yıl sonra Kızılkule’nin yakınında 1227’de yapımına başlanmış ve bir yılda bitirilmiştir. Kemerli beş gözden oluşan tersanenin denize bakan cephesi 56.5 metre, derinliği 44 metredir. Tersane için seçilen yer, gün ışığından en fazla yararlanılacak şekilde planlanmıştır. Tersanenin giriş kapısındaki yazıt, Sultan Keykubat’ın armasını taşır ve rozetlerle süslüdür. Alanya Tersanesi, Selçukluların Akdeniz’deki ilk tersanesidir. Daha önce Karadeniz’de Sinop Tersanesini yaptıran Alaaddin Keykubat, Alanya Tersanesi ile “iki denizin sultanı” unvanını almıştır. Tersanenin bir yanında mescit öteki yanında muhafız odası bulunur. Gözlerden birinde de zaman içinde körlenmiş bir kuyu vardır. Denizden teknelerle ya da Kızılkule’nin yanındaki surlardan yürüyerek ulaşılan Tersane’ye giriş ücretsizdir.
TOPHANE
Tersane’nin bitişiğinde denizden 10 metre yüksekliğinde bir kayaya tersaneyi korumak amacıyla yapılan Tophane vardır. 1227 yılında kesme taştan inşa edilen üç katlı ve dikdörtgen planlı yapıda aynı zamanda savaş gemileri için top döküldüğü bilinmektedir. Tersane ve Tophane’nin Kültür Bakanlığı ve Alanya Belediyesi tarafından bir Denizcilik Müzesi’ne dönüştürülmesi için çalışmalar sürmektedir.

EHMEDEK
Kale’nin kuzey yamacında Bizans döneminden kalan küçük kalenin yerine Selçuklu döneminde “orta kale” olarak yeniden inşa edilmiştir. Giriş kapısındaki kitabeden 1227 yılında yapıldığı anlaşılmaktadır. Adını, Selçuklu döneminin inşaat ustası “Ehmedek”ten aldığı sanılmaktadır. Üçer kuleli iki bölümünden oluşan orta kale, kara saldırılarına karşı stratejik bir yerde ve aynı zamanda sultanın sarayının bulunduğu iç kaleyi de koruyacak konumdadır. Kulelerin günümüze kadar gelen duvarları Bizans döneminde kayalardan yontularak yapılmıştır. Orta kalenin içindeki üç sarnıç günümüzde de kullanılmaktadır. Kale duvarlarında Selçuklu döneminden kalma gemi resimleri vardır.

SÜLEYMANİYE CAMİSİ
Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubad tarafından kentin yeniden düzenlenmesi sırasında 1231 yılında kalenin zirve kısmında, İçkale’nin hemen dışında yaptırılmıştır. Ancak sonraki yıllarda cami yıkılmış ve 16. yüzyılda Osmanlı döneminde Kanuni Sultan Süleyman tarafından tekrar yaptırılmıştır. Tek minareli cami, Alaaddin, Kale ya da Süleymaniye adıyla anılır. Yapı moloz taştan ve kare planlıdır. Sekizgen kasnak üzerine, kiremitli bir kubbesi vardır. Kubbenin askılık görevi üstlenen kısmına akustiği sağlamak için 15 küçük küp yerleştirilmiştir. İbadet sırasında bu özellik ortaya çıkmaktadır. Son cemaat yeri, dört ayak üzerine kiremitli üç kubbe ile örtülüdür. Kapı ve pencere kapakları Osmanlı döneminin ahşap oyma işçiliğinin güzel bir örneğidir.

BEDESTEN
Kale içinde, Süleymaniye Camisi yakınındadır. 14. ya da 15. yüzyılda Karamanoğulları döneminde çarşı veya han olarak yapıldığı sanılmaktadır. Kesme taştan dikdörtgen planlı bir yapıdır… 26 odası vardır ve 13 metre genişliğinde 35 metre uzunluğunda bir avluya sahiptir. Tarihi bina günümüzde otel, restoran ve kafeterya olarak kullanılmaktadır… Avluya açılan orta çağ dükkanları, otel odası olarak düzenlenmiştir. Bahçe kısmında, merdivenle inilen büyük bir sarnıç vardır. Bahçenin manzarası, bir yanıyla yukarıdaki kale surlarına, aşağıdaki Akdeniz’e ve kumsala bir yanıyla da Toros dağlarına hakimdir. Bedesten, işletmecisinden izin alınarak gezilebilir.

DARPHANE
Yarımadanın ucunda, uzunluğu 400 metreyi bulan sarp kayalıklardan oluşan Cilvarda burnu üzerindeki yapılardır. Halk arasında “darphane” olarak anılmasına karşın kesme taştan inşa edilmiş binalarda para basılması söz konusu değildir. 11. yüzyıldan kalma taş yapılardan biri küçük bir kilisedir, diğerlerinin ise manastır olarak kullanılma olasılığı yüksektir. Küçük kilisenin kubbesi ayakta durmaktadır. Kayaların üstünde bir de sarnıç vardır. Cilvarda burnundaki yapılar topluluğuna İç Kale’den kayalara oyulmuş basamaklarla bir yol bulunmasına karşın yol günümüzde kullanılamaz durumdadır. Denizden çıkış ise zor ve tehlikelidir. Gerek İç Kale’den seyredildiğinde gerekse denizden teknelerle burnu dönerken, etkileyici bir görüntüsü vardır.

AKBEŞE SULTAN MESCİDİ
Kale içinde, Bedesten’in batısında, Süleymaniye Camisi’nin 100 metre kadar ilerisindedir. Alaaddin Keykubat’ın Alanya Kalesi’ndeki ilk kumandanı Akşebe Sultan tarafından 1230 yılında yaptırılmıştır. Dışı kesme taş, içi ve kubbesi tuğla örülüdür. Kare planlı ve iki odadan oluşur. Odalardan biri mescit, diğeri Akşebe Sultan’ın mezarının bulunduğu türbedir. Türbede, üç mezar daha vardır. Eski kalıntılardan mescidin apsisinin çinili olduğu anlaşılmaktadır. Kitabesinde “Tanrı yerin ve göklerin gaiblerini bilir. Allah’ın mescitlerini ancak O’na ve ahiret gününe inananlar imar ederler. 1230 yılında yüce sultan Alaaddin’in günlerinde Tanrı’nın rahmetine muhtaç zayıf kulu Akbeşe yaptırdı” yazmaktadır. Mescidin birkaç metre uzağında moloz taştan kaide üzerinde tuğla gövdeli silindirik bir minaresi bulunur. Şerefe kısmında biten minarenin ilginç bir görüntüsü vardır.

ANDIZLI CAMİ
Tophane Mahallesi’ndedir. Adını hemen yanındaki andız ağacından alan cami 1277 yılında Emir Bedrüddin tarafından yaptırılmıştır. Emir Bedrüddin Camisi de denir. Selçuklu döneminin özgün mimari özelliklerini taşır. Kesme taştandır, yüksek olmayan bir minaresi vardır. Minberi, Selçuklu tahta oymacılık sanatının en güzel örneklerinden birini yansıtır. Camiye, Kızılkule’nin yanından aşağı kapı yoluyla gidilir.

SİTTİ ZEYNEP TÜRBESİ
Kale’ye çıkan yol üzerinde, büyük bir kayanın üzerindedir. Selçuklu ya da Osmanlı döneminden kaldığı tahmin edilmektedir. Yapı, kare planlı ve kubbeli iki odadan ibarettir. Odalardan birinde uzunca bir sanduka vardır; diğer oda boştur. Evliya Çelebi, binanın Bektaşi tekkesi olduğunu yazar. Sitti Zeynep hakkında kesin bir bilgi yoktur. Kanuni Sultan Süleyman dönemi Osmanlı vakıf defterlerinde türbeye ait vakfın adı “Sitti Zeynep bin’t Zeynülabidin” olarak geçmektedir. Türbede mezarı bulunan kişinin bir eren olduğu sanılmaktadır. Türbenin bulunduğu kayanın içine antik çağda ikişer metre uzunluğunda üç lahit oyulmuştur. Antik mezarlar, bir dönem su deposu olarak kullanılmıştır.

HIDRELLEZ KİLİSESİ
Alanya merkezine 10 kilometre uzakta Hacı Mehmetli Köyü sınırları içinde Hıdır İlyas mevkiindedir. Akdeniz’e gören bir yamaç üzerine 19. yüzyıl başında kurulduğu sanılan kilise, günümüzde de Hıristiyan ve Müslüman ziyaretçiler tarafından ibadet amacıyla kullanılmaktadır. Çatısı kagir, duvarları taş ve küçük bir apsisi olan kilise dikdörtgen planlıdır. Kilisenin içinde ahşap süslemeli bir ara kat vardır. Duvarlardaki freskolar bozulmuştur. Kilisenin 1873 yılında onarım gördüğü kitabesinden anlaşılmaktadır. Alanya Müzesi’nde sergilenen kitabe, Grek abecesi ile Türkçe (Karamanlıca) yazılmıştır. Kilise, Alanya’da yaşayan ve Türkçe konuşan Ortodoksların 1924 yılındaki mübadelede Yunanistan’a gitmeleriyle kapanmıştır. Yanında su kaynağı bulunan Hıdrellez Kilisesi’nin bir adı da Agios Georgios Kilisesi’dir. Kilisenin benzerlerine Antalya Kaleiçi’nde de rastlanmaktadır. Ören yerine giriş ücretsizdir.

ŞARAPSA HANI
Alanya’nın 13 kilometre batısında şehirlerarası karayolu üzerinde 13. yüzyıldan kalma bir yapıdır. 1236-1246 yılları arasında Selçuklu Sultanı olan Gıyaseddin Keyhüsrev tarafından tarihi ipek yolu üzerinde kervansaray olarak yaptırılmıştır. Bir dönüme yakın araziye inşa edilen yapının duvarları iri kesme taşlarla örülüdür. Orta çağın önemli konaklama merkezlerinden bir olan kervansaray günümüzde eğlence merkezi olarak kullanılmaktadır.

ALARA KALESİ
Alara Kalesi, Alanya’nın 37 kilometre batısında, denizden 9 kilometre içeride Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat tarafından 1232 yılında yaptırılmıştır. İpekyolu üzerindeki kalenin işlevi, Alara Çayı kenarındaki handa mola veren kervanların güvenliğini sağlamaktır. Kale 200 metreden 500 metreye kadar çıkan sarp bir tepe üzerinde kurulmuştur. Görkemli bir görüntüsü vardır. Dış ve iç kale olarak iki kısımdır. 120 basamaklı karanlık bir dehlizden kalenin içine girilir. Ören yeri olarak düzenlenerek ziyarete açılmadığı için yaban otları ve yıkıntılara dikkat etmek gerekir. Kalenin içinde kayalar oyularak tüneller yapılmıştır. Kalıntılar arasında küçük bir saray, kale görevlilerinin odaları, cami ve hamam vardır. Surları ve patikaları izleyerek Alara Kalesi’nin zirvesine çıkmak isteyenlerin en az bir saatlik tırmanışı göze almaları ve buna göre donanımlı olmaları gerekir. Zirvedeki manzara ise yorgunluğa değecektir.

ALARAHAN
Alara Kalesi’ne 800 metre uzakta bir düzlükte ve Alara Çayı kıyısındadır. Tümüyle kesme iri taşlarla 2 bin metrekare üzerine kervansaray olarak inşa edilmiştir. 1231 yılında yapılan han birkaç yıl önce onarılmış ve bugün restoran ve alışveriş merkezi olarak kullanılmaktadır. Kervansarayın nöbetçi kulübesi günümüzde de özelliğini korumaktadır. Kervansarayın ikinci kapısı, yolcuların kalacağı mekanlara açılır. Uzun bir koridorun iki yanında odacıklar bulunur. Kervansarayın içinde çeşme, mescit ve hamam vardır. Yapının onarımı sırasında ortaya çıkan taş ustaların imzaları da dikkat çekicidir. Alaaddin Keykubat, Alanya’daki kitabelerde kendisini “Kara ve iki denizin sultanı, Arap ve Acem ülkesinin sahibi” olarak nitelerken, Alarahan’daki kitabesinde “Rum, Şam, Ermeni ve Frenk memleketlerinin fatihi” ünvanını da almıştır. Alarahan’a giriş ücretlidir. Handaki restoranın yanı sıra Alara Çayı’nın kenarındaki küçük kır lokantalarında da yemek yenilebilir ve servis yapılıncaya kadar çayda yüzülebilir.

KARGI HAN
Alanya’nın batısında, Kargı çayının kuzeyindedir. Hanın kitabesi olmadığı için yapım yılı hakkında bilgi yoktur. 46 metre eninde, 50 metre boyunda taş yapıdır. Roma, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde Akdeniz ile İç Anadolu’yu bağlayan yol üzerinde, Kesikbel mevkiinde kervansaray olarak kullanıldığı sanılmaktadır. Odalarının hepsinin tavanında hava bacaları bulunmaktadır ve odalar orta avlunun etrafında sıralanmıştır. Kapının karşısında taştan oyulmuş sabit hayvan yemlikleri bulunur. Yapı harap durumdadır.

Yaşam

GÜNDELİK

YAŞAM

Türkiye Cumhuriyeti, 1923 yılında Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde kurulan laik ve demokratik bir hukuk devletidir. Avrupa Konseyi’ne üye, Avrupa Birliği’ne tam üye adayı olan Türkiye’nin başkenti Ankara, para birimi Yeni Türk Lirası’dır. Türkiye’de trafik sağdan işler; şehirlerarası karayollarında azami hız 90 kilometredir. Trafik polisleri, radarla hız kontrolü yapar. Türkiye’de resmi mesai saatleri 08.00-17.00 arası; resmi hafta tatili cumartesi ve pazar günleridir. Alanya, Antalya iline bağlı yaklaşık 100 bin nüfuslu bir ilçedir. Alanya’da merkez belediyenin yanında 15 belde belediyesi daha vardır. Fiyatlar, serbest piyasa koşullarına göre belirlenir ancak dükkanlarda etiket bulundurulması zorunludur. Alanya’da güvenlik merkezde polis, beldelerde jandarma tarafından sağlanır. Güvenlik kuvvetlerinin görev ve yetkileri Avrupa Birliği standartlarına göre düzenlenmiştir. Denizden gümrük kapısı vardır ve yabancı bayraklı tekneler Alanya’dan Türkiye’ye giriş yapabilir. Banka şubelerinde uluslararası para işlemleri yapılır, otomatik banka makinelerinde kredi kartları kullanılır. Başta dolar ve euro olmak üzere dövizle alışveriş söz konusudur. Ayrıca döviz bürolarında da para bozdurulabilir. Üç ayrı cep telefonu operatörü uluslararası iletişim hizmeti verir ve cep telefonlarına kontürlü kart takılabilir. Alanya’da otomobil, cip ve motosiklet kiralayan çok sayıda acente vardır. Kentte tam donanımlı bir devlet, bir üniversite ve iki özel hastane aralıksız sağlık hizmeti verir ayrıca bir diyaliz merkezi ile her beldede sağlık merkezi bulunur. Hastanelerde ulusal sağlık sigortalarının yanı sıra Avrupa ülkelerindeki sigortalar da geçerlidir. Alanya’daki sigorta acenteleri de her türlü sigorta işlemini yürütür.

YEMEK
Alanya’ya gelmişken nasıl bir yemek isterdiniz? Alanya’da Çin, Meksika, İtalyan ve daha birçok mutfağı rahatlıkla ve lezzetle bulabileceğiniz birçok restoran vardır. Önerimiz önc el ikle Türk yemeklerini, ustaların özenle hazırladığı “şiş kebap” gibi egzotik kebap türlerini ve Alanya’nın kendine özgü yemeklerini tatmanız olacaktır. Restoranlardaki mönülerde neredeyse tüm Avrupa dillerinin kullanıldığını göreceksiniz. Bu arada balık tercih ediyorsanız; balıkçıların daha bu sabah Akdeniz’in derin sularından getirdiği balıklara buyurun şöyle bir bakın…

Kararınızı verinceye kadar bir dilim beyaz peynir ve mevsimi ise bir dilim kavunla Rakı’ya başlayabilirsiniz…
Rakı
Aman aklınızda bulunsun, ünlü Türk içkisi Rakı su katılarak ve yavaş yavaş içilir. Yeni başlayanlar için ideal ölçü, uzun ince bardağa üçte bir oranında Rakı koyduktan sonra buz payı bırakacak şekilde su ilave etmektir. Rakı içmeye, özellikle zeytinyağlı meze türü yiyeceklerle başlanmalı ve daha sonra yemekte devam edilmelidir.
Türk Kahvesi
İyi bir kahve için, yeni kavrulmuş kahve çekirdeklerinin, pişirme işleminden az önce çekilmiş olması gerekir. Türk kahvesi; damak tadına göre şekersiz, az şekerli, orta şekerli ve şekerli içilir. Kahve fincanının porselenden ve ağız kısmı ince olanı makbuldür. Kahve servisi, bir bardak su ile birlikte yapılır.
GECE HAYATI
Alanya’da güneşin batışı yeni bir yaşamın müjdesini verir ve gece yaşamı güneş yeniden doğuncaya kadar sürer… Barlar, diskotekler kendini genç hisseden herkesi ağırlar. Dans, müzik ve eğlencede sınır yoktur. Batı müziği, Türk müziği, canlı müzik, disk jokeylerin seçtiği müzik, en hızlısından en romantiğine kadar adım başı farklı bir müzik sesi yükselir Alanya’dan. Gökyüzündeki yıldızlar bile dans eder.
KÜLTÜR SANAT
Alanya, kültür ve sanat etkinlikleri bakımından sürprizlerle doludur. Bir gün Alanya Kültür Merkezi’nin önünden geçerken kendinizi b el ges el film festivalinde bulabilir; limanı seyretmek için Kızılkule’nin terasına çıktığınızda uluslararası bir sanatçının arp konserine katılabilir; Alanya Kalesi’nde yüzyıllar öncesini hayal ederek girdiğiniz bir odada postmodern
bir resim sergisiyle karşılaşabilir; bir yaz akşamı İsk el e Meydanı’nda el inizde dondurma külahı ile yürüyüş yaparken uluslararası bir orkestranın Beethoven dinletisine ya da davullar eşliğinde ulusal bir folklor gösterisine tanık olabilirsiniz. Alanya’da sokakta dolaşırken, anayollardaki pankartlara dikkatle bakmanızda yarar vardır; her an bir kültür sanat etkinliğinin duyurusu yapılabilir ve bu etkinlikler gen el likle ücretsiz izlenir. Ayrıca vizyona giren en yeni filmleri Alanya’nın üç sinemasının on salonunda takip edebilirsiniz.
ALANYA’DA ALIŞVERİŞ
Alanya tüm konuklarına ve halkına çok çeşitli alışveriş imkanları sunan bir kenttir .Alanya’da en nadide içki ve peynir çeşitlerinden dünyaca ünlü modacıların giysilerini de bulabilirsiniz. Ayrıca Alanya’da haftanın çeşitli günlerinde kurulan semt pazarlarında Alanya’da yetişen Akdeniz’e özgü meyve ve sebz el erinin yanında daha önce hiç tatmadığınız egzotik meyv el erin de tadına bakabilirsiniz. Bunun yanı sıra Alanya’da yüzlerce derici, halıcı, kuyumcu ve hediy el ik eşya dükkanı cazip fiyatlarla satış yapar.

SPOR

Alanya’da spor denince akla ilk g el en dünya klasmanında önemli bir yeri olan ve her yıl ekim ayında koşulan uluslararası triatlon yarışmasıdır. Ancak Alanya, yüzme maratonu, dağ bisikleti, plaj voleybolu, plaj futbolu, sokak hentbolü, skyball, plaj hentbolu, sokak basketbolu, atletizm gibi 13 farklı dalda uluslararası spor yarışmasına da ev sahipliği yapar. İlkbahardan sonbahara dek Alanya’da mutlaka uluslararası bir spor etkinliği vardır
Baybülentaydın isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
[center]
MSN Durumu:
[/center]
Alt 05-27-2010   #10
bülentaydın
Senarist
Üyelik tarihi: Sep 2009
Mesajlar: 900

Level: 26 [♥ Webci><img src=Paylaşım: 128 / 644
** **** **
Güç: 300 / 1860
** **** **
Tecrübe: 78%
** **** **

Thanks: 328
Thanked 82 Times in 69 Posts
Tecrübe Puanı: 10 bülentaydın has much to be proud ofbülentaydın has much to be proud ofbülentaydın has much to be proud ofbülentaydın has much to be proud ofbülentaydın has much to be proud ofbülentaydın has much to be proud ofbülentaydın has much to be proud ofbülentaydın has much to be proud of
Standart

ALANYA KALESİ : Surlarının uzunluğu 6.5 kilometreyi bulan Alanya Kalesi denizden 250 metreye kadar yükselen yarımada üzerindedir... Kandeleri adıyla da bilinen Alanya yarımadasındaki yerleşim Helenistik döneme kadar inmekle birlikte günümüze kalan tarihi dokusu 13. yüzyıl Selçuklu eseridir. Kale 1221 yılında kenti alıp yeniden inşa ettiren Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat tarafından yaptırılmıştır. Kalenin 83 kulesi ve 140 burcu vardır. Ortaçağda surların içine yerleşmiş kentin su gereksinimi sağlamak üzere 400’e yakın sarnıç yapılmıştır. Sarnıçların bir kısmı günümüzde de kullanılmaktadır. Surlar planlı bir şekilde Ehmedek İçkale Adam Atacağı Cilvarda burnu üstü Arap Evliyası Burcu ve Esat Burcu’nu inerek Tophane ve Tersane’yi geçip Kızılkule’de son bulacak şekilde inşa edilmiştir. Yarımadanın zirvesinde açık alan müzesi olarak değerlendirilen içkale bulunmaktadır. Sultan Alaaddin Keykubat sarayını burada yaptırmıştır... Kalede yerleşim günümüzde de sürmektedir. Ahşap ve kagir tarihi evlerin önünde tahta ¤¤¤gahlarda ipek ve pamuklu dokuma yapılmakta değişik figürlerde su kabakları boyanmakta küçük bahçelerde otantik yemek servisi verilmektedir. Ayrıca kaleye çıkan yol üzerinde ve limana egemen yamaçlarında restoran ve kafeteryalar vardır. Kale taşıt trafiğine açıktır. Yürüyerek ise yaklaşık 1 saatte çıkılabilir.


KIZILKULE : Limandadır. Kentin sembolü olan sekizgen planlı yapı 13. yüzyıl Selçuklu eseridir. 1226 yılında Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat tarafından Sinop Kalesi’ni yapan Halepli yapı ustası Ebu Ali Reha el Kettani’ye yaptırılmıştır. İnşaat sırasında belli bir yükseklikten sonra taş blokları kaldırmak güç olduğu için üst kısmı pişmiş kırmızı tuğlalarla yapılmış ve bu nedenle Kızılkule adını almıştır. Kule duvarlarında antik çağdan kalma mermer bloklar görülmektedir. Sekizgen planlı ve her bir duvarı 12.5 metre genişliğinde olan kulenin yüksekliği 33 metre çapı 29 metredir. İçinde zemin dahil beş kat vardır. Kulenin üstüne yüksek aralıklı ve 85 basamaklı taş merdivenle çıkılır. Kulenin tepeden aldığı güneş ışığı birinci kata kadar ulaşır. Kulenin ortasında bir sarnıç bulunur. Kule denizden gelecek saldırılara karşı limanı ve tersaneyi korumak amacıyla yapılmış ve yüzyıllar boyunca askeri amaçla kullanılmıştır. 1950’li yıllarda onarılan kule 1979 yılında ziyarete açılarak birinci katı Etnoğrafya Müzesi’ne dönüştürülmüştür.


TERSANE : Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat’ın kenti almasından altı yıl sonra Kızılkule’nin yakınında 1227’de yapımına başlanmış ve bir yılda bitirilmiştir. Kemerli beş gözden oluşan tersanenin denize bakan cephesi 56.5 metre derinliği 44 metredir. Tersane için seçilen yer gün ışığından en fazla yararlanılacak şekilde planlanmıştır. Tersanenin giriş kapısındaki yazıt Sultan Keykubat’ın armasını taşır ve rozetlerle süslüdür. Alanya Tersanesi Selçukluların Akdeniz’deki ilk tersanesidir.


Daha önce Karadeniz’de Sinop Tersanesini yaptıran Alaaddin Keykubat Alanya Tersanesi ile “iki denizin sultanı” unvanını almıştır. Tersanenin bir yanında mescit öteki yanında muhafız odası bulunur. Gözlerden birinde de zaman içinde körlenmiş bir kuyu vardır. Denizden teknelerle ya da Kızılkule’nin yanındaki surlardan yürüyerek ulaşılan Tersane’ye giriş ücretsizdir.


TOPHANE
Tersane’nin bitişiğinde denizden 10 metre yüksekliğinde bir kayaya tersaneyi korumak amacıyla yapılan Tophane vardır. 1227 yılında kesme taştan inşa edilen üç katlı ve dikdörtgen planlı yapıda aynı zamanda savaş gemileri için top döküldüğü bilinmektedir. Tersane ve Tophane’nin Kültür Bakanlığı ve Alanya Belediyesi tarafından bir Denizcilik Müzesi’ne dönüştürülmesi için çalışmalar sürmektedir.


EHMEDEK
Kale’nin kuzey yamacında Bizans döneminden kalan küçük kalenin yerine Selçuklu döneminde “orta kale” olarak yeniden inşa edilmiştir. Giriş kapısındaki kitabeden 1227 yılında yapıldığı anlaşılmaktadır. Adını Selçuklu döneminin inşaat ustası “Ehmedek”ten aldığı sanılmaktadır. Üçer kuleli iki bölümünden oluşan orta kale kara saldırılarına karşı stratejik bir yerde ve aynı zamanda sultanın sarayının bulunduğu iç kaleyi de koruyacak konumdadır. Kulelerin günümüze kadar gelen duvarları Bizans döneminde kayalardan yontularak yapılmıştır. Orta kalenin içindeki üç sarnıç günümüzde de kullanılmaktadır. Kale duvarlarında Selçuklu döneminden kalma gemi resimleri vardır.


SÜLEYMANİYE CAMİSİ : Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubad tarafından kentin yeniden düzenlenmesi sırasında 1231 yılında kalenin zirve kısmında İçkale’nin hemen dışında yaptırılmıştır. Ancak sonraki yıllarda cami yıkılmış ve 16. yüzyılda Osmanlı döneminde Kanuni Sultan Süleyman tarafından tekrar yaptırılmıştır. Tek minareli cami Alaaddin Kale ya da Süleymaniye adıyla anılır. Yapı moloz taştan ve kare planlıdır. Sekizgen kasnak üzerine kiremitli bir kubbesi vardır. Kubbenin askılık görevi üstlenen kısmına akustiği sağlamak için 15 küçük küp yerleştirilmiştir. İbadet sırasında bu özellik ortaya çıkmaktadır. Son cemaat yeri dört ayak üzerine kiremitli üç kubbe ile örtülüdür. Kapı ve pencere kapakları Osmanlı döneminin ahşap oyma işçiliğinin güzel bir örneğidir.


BEDESTEN : Kale içinde Süleymaniye Camisi yakınındadır. 14. ya da 15. yüzyılda Karamanoğulları döneminde çarşı veya han olarak yapıldığı sanılmaktadır. Kesme taştan dikdörtgen planlı bir yapıdır... 26 odası vardır ve 13 metre genişliğinde 35 metre uzunluğunda bir avluya sahiptir. Tarihi bina günümüzde otel restoran ve kafeterya olarak kullanılmaktadır... Avluya açılan orta çağ dükkanları otel odası olarak düzenlenmiştir. Bahçe kısmında merdivenle inilen büyük bir sarnıç vardır. Bahçenin manzarası bir yanıyla yukarıdaki kale surlarına aşağıdaki Akdeniz’e ve kumsala bir yanıyla da Toros dağlarına hakimdir. Bedesten işletmecisinden izin alınarak gezilebilir.


DARPHANE : Yarımadanın ucunda uzunluğu 400 metreyi bulan sarp kayalıklardan oluşan Cilvarda burnu üzerindeki yapılardır. Halk arasında “darphane” olarak anılmasına karşın kesme taştan inşa edilmiş binalarda para basılması söz konusu değildir. 11. yüzyıldan kalma taş yapılardan biri küçük bir kilisedir diğerlerinin ise manastır olarak kullanılma olasılığı yüksektir. Küçük kilisenin kubbesi ayakta durmaktadır. Kayaların üstünde bir de sarnıç vardır. Cilvarda burnundaki yapılar topluluğuna İç Kale’den kayalara oyulmuş basamaklarla bir yol bulunmasına karşın yol günümüzde kullanılamaz durumdadır. Denizden çıkış ise zor ve tehlikelidir. Gerek İç Kale’den seyredildiğinde gerekse denizden teknelerle burnu dönerken etkileyici bir görüntüsü vardır.


AKBEŞE SULTAN MESCİDİ : Kale içinde Bedesten’in batısında Süleymaniye Camisi’nin 100 metre kadar ilerisindedir. Alaaddin Keykubat’ın Alanya Kalesi’ndeki ilk kumandanı Akşebe Sultan tarafından 1230 yılında yaptırılmıştır. Dışı kesme taş içi ve kubbesi tuğla örülüdür. Kare planlı ve iki odadan oluşur. Odalardan biri mescit diğeri Akşebe Sultan’ın mezarının bulunduğu türbedir. Türbede üç mezar daha vardır. Eski kalıntılardan mescidin apsisinin çinili olduğu anlaşılmaktadır. Kitabesinde “Tanrı yerin ve göklerin gaiblerini bilir. Allah’ın mescitlerini ancak O’na ve ahiret gününe inananlar imar ederler. 1230 yılında yüce sultan Alaaddin’in günlerinde Tanrı’nın rahmetine muhtaç zayıf kulu Akbeşe yaptırdı” yazmaktadır. Mescidin birkaç metre uzağında moloz taştan kaide üzerinde tuğla gövdeli silindirik bir minaresi bulunur. Şerefe kısmında biten minarenin ilginç bir görüntüsü vardır.


ANDIZLI CAMİ : Tophane Mahallesi’ndedir. Adını hemen yanındaki andız ağacından alan cami 1277 yılında Emir Bedrüddin tarafından yaptırılmıştır. Emir Bedrüddin Camisi de denir. Selçuklu döneminin özgün mimari özelliklerini taşır. Kesme taştandır yüksek olmayan bir minaresi vardır. Minberi Selçuklu tahta oymacılık sanatının en güzel örneklerinden birini yansıtır. Camiye Kızılkule’nin yanından aşağı kapı yoluyla gidilir.


SİTTİ ZEYNEP TÜRBESİ : Kale’ye çıkan yol üzerinde büyük bir kayanın üzerindedir. Selçuklu ya da Osmanlı döneminden kaldığı tahmin edilmektedir. Yapı kare planlı ve kubbeli iki odadan ibarettir. Odalardan birinde uzunca bir sanduka vardır; diğer oda boştur. Evliya Çelebi binanın Bektaşi tekkesi olduğunu yazar. Sitti Zeynep hakkında kesin bir bilgi yoktur. Kanuni Sultan Süleyman dönemi Osmanlı vakıf defterlerinde türbeye ait vakfın adı “Sitti Zeynep bin’t Zeynülabidin” olarak geçmektedir. Türbede mezarı bulunan kişinin bir eren olduğu sanılmaktadır. Türbenin bulunduğu kayanın içine antik çağda ikişer metre uzunluğunda üç lahit oyulmuştur. Antik mezarlar bir dönem su deposu olarak kullanılmıştır.


HIDRELLEZ KİLİSESİ : Alanya merkezine 10 kilometre uzakta Hacı Mehmetli Köyü sınırları içinde Hıdır İlyas mevkiindedir. Akdeniz’e gören bir yamaç üzerine 19. yüzyıl başında kurulduğu sanılan kilise günümüzde de Hıristiyan ve Müslüman ziyaretçiler tarafından ibadet amacıyla kullanılmaktadır. Çatısı kagir duvarları taş ve küçük bir apsisi olan kilise dikdörtgen planlıdır. Kilisenin içinde ahşap süslemeli bir ara kat vardır. Duvarlardaki freskolar bozulmuştur. Kilisenin 1873 yılında onarım gördüğü kitabesinden anlaşılmaktadır. Alanya Müzesi’nde sergilenen kitabe Grek abecesi ile Türkçe (Karamanlıca) yazılmıştır. Kilise Alanya’da yaşayan ve Türkçe konuşan Ortodoksların 1924 yılındaki mübadelede Yunanistan’a gitmeleriyle kapanmıştır. Yanında su kaynağı bulunan Hıdrellez Kilisesi’nin bir adı da Agios Georgios Kilisesi’dir. Kilisenin benzerlerine Antalya Kaleiçi’nde de rastlanmaktadır. Ören yerine giriş ücretsizdir.


ŞARAPSA HANI : Alanya’nın 13 kilometre batısında şehirlerarası karayolu üzerinde 13. yüzyıldan kalma bir yapıdır. 1236-1246 yılları arasında Selçuklu Sultanı olan Gıyaseddin Keyhüsrev tarafından tarihi ipek yolu üzerinde kervansaray olarak yaptırılmıştır. Bir dönüme yakın araziye inşa edilen yapının duvarları iri kesme taşlarla örülüdür. Orta çağın önemli konaklama merkezlerinden bir olan kervansaray günümüzde eğlence merkezi olarak kullanılmaktadır.


ALARA KALESİ : Alara Kalesi Alanya’nın 37 kilometre batısında denizden 9 kilometre içeride Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat tarafından 1232 yılında yaptırılmıştır. İpekyolu üzerindeki kalenin işlevi Alara Çayı kenarındaki handa mola veren kervanların güvenliğini sağlamaktır. Kale 200 metreden 500 metreye kadar çıkan sarp bir tepe üzerinde kurulmuştur. Görkemli bir görüntüsü vardır. Dış ve iç kale olarak iki kısımdır. 120 basamaklı karanlık bir dehlizden kalenin içine girilir. Ören yeri olarak düzenlenerek ziyarete açılmadığı için yaban otları ve yıkıntılara dikkat etmek gerekir. Kalenin içinde kayalar oyularak tüneller yapılmıştır. Kalıntılar arasında küçük bir saray kale görevlilerinin odaları cami ve hamam vardır. Surları ve patikaları izleyerek Alara Kalesi’nin zirvesine çıkmak isteyenlerin en az bir saatlik tırmanışı göze almaları ve buna göre donanımlı olmaları gerekir. Zirvedeki manzara ise yorgunluğa değecektir.


ALARAHAN : Alara Kalesi’ne 800 metre uzakta bir düzlükte ve Alara Çayı kıyısındadır. Tümüyle kesme iri taşlarla 2 bin metrekare üzerine kervansaray olarak inşa edilmiştir. 1231 yılında yapılan han birkaç yıl önce onarılmış ve bugün restoran ve alışveriş merkezi olarak kullanılmaktadır. Kervansarayın nöbetçi kulübesi günümüzde de özelliğini korumaktadır. Kervansarayın ikinci kapısı yolcuların kalacağı mekanlara açılır. Uzun bir koridorun iki yanında odacıklar bulunur. Kervansarayın içinde çeşme mescit ve hamam vardır. Yapının onarımı sırasında ortaya çıkan taş ustaların imzaları da dikkat çekicidir. Alaaddin Keykubat Alanya’daki kitabelerde kendisini “Kara ve iki denizin sultanı Arap ve Acem ülkesinin sahibi” olarak nitelerken Alarahan’daki kitabesinde “Rum Şam Ermeni ve Frenk memleketlerinin fatihi” ünvanını da almıştır. Alarahan’a giriş ücretlidir. Handaki restoranın yanı sıra Alara Çayı’nın kenarındaki küçük kır lokantalarında da yemek yenilebilir ve servis yapılıncaya kadar çayda yüzülebilir.


KARGI HAN : Alanya’nın batısında Kargı çayının kuzeyindedir. Hanın kitabesi olmadığı için yapım yılı hakkında bilgi yoktur. 46 metre eninde 50 metre boyunda taş yapıdır. Roma Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde Akdeniz ile İç Anadolu’yu bağlayan yol üzerinde Kesikbel mevkiinde kervansaray olarak kullanıldığı sanılmaktadır. Odalarının hepsinin tavanında hava bacaları bulunmaktadır ve odalar orta avlunun etrafında sıralanmıştır. Kapının karşısında taştan oyulmuş sabit hayvan yemlikleri bulunur. Yapı harap durumdadır.
Baybülentaydın isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı

Hizli Erisim

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
GÖkler yerler ve İkİsİ arasindakİler bülentaydın Dördüncü Cilt 0 09-21-2009 14:09
Antalya tarİhİ ve turİstİk yerler nazarİ anlatim admin Antik Mimari 0 09-16-2009 17:16
Erzurum tarİhİ yerler nazarİ anlatim admin Antik Mimari 0 09-16-2009 17:13
Sinemanın Tarihi admin Sinema Sanatı 1 09-14-2009 14:13

Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 15:05.
Design by trweb Edebiyat Sahili

Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.